Malatya Lider Gazetesi
HV
10 ARALIK Çarşamba 18:29

Yağcılık Yapanların Topluma Verdiği Zarar

BİLAL GÜRER
BİLAL GÜRER

“Zenginsin derler maldan ederler, yiğitsin derler candan ederler, güzelsin derler namustan ederler.” Bu halk sözü, övgünün bazen bir yağma biçimi olduğunu anlatır. Yağcılık da böyledir: övgüyle yaklaşır, ama özü çürütür. Bireyleri sahte aynalarda kendine yabancılaştırır; toplumları dalkavuklukla vicdansızlaştırır.

Hakikat ve Cesaret

Arkadaşlık, hakikatin yanında durma cesaretidir. Bu cesaret, yağcılıkla sınanır. Yağcılık, bireyin özünü siler; toplumun vicdanını susturur. Görünüşte saygı, derinlerde çıkar; görünüşte nezaket, gerçekte korku… Güzelliğin bedeli, doğruyu söylemektir. Maskesiz yaşamak cesaret ister; ama yağcılığın çoğaldığı bir toplumda bu cesaret, yalnızlığa dönüşebilir.

Bireysel Tahribat: Kişiliğin Erimesi

Yağcılık, bireyin kendine olan saygısını tüketir. Kendi değerini başkasının beğenisine bağlayan kişi, zamanla kendini unutmaya başlar. Eleştiri yapamaz, hakikati savunamaz, vicdanını susturur. Bu suskunluk, kişiliği eritir. Arkadaşlıkta yağcılık, karşılıklı gelişimi değil; tek taraflı yüceltmeyi doğurur. Bu yüceltme, aslında bir küçültmedir.

Toplumsal Tahribat: Liyakatin Çöküşü

Yağcılık, toplumda liyakati bozar. Hak eden değil, öven kazanır. Bu çarpıklık, kurumları çürütür; ilişkileri yozlaştırır. Arkadaşlıkta da bu bozulma görülür: doğruyu söyleyen dışlanır, alkışlayan yüceltilir. Bu düzen, sadece bireyi değil; toplumu da vicdansızlaştırır. Çünkü hakikatin sesi sustuğunda, adalet de susar.

Sessiz Onay: Yağcılığın Yayılma Biçimi

Yağcılık, sadece yapanla değil; susanla da büyür. Bir kişi yağcılık yaptığında, çevresi sessiz kalırsa bu davranış meşrulaşır. Sessiz onay, vicdanın çöküşüdür. Arkadaşlıkta bu sessizlik, hakikatin yerine rolü koyar. Herkes birbirine hoş görünmeye çalışır; kimse birbirine dürüst olamaz.

Tarihi Derinlik: Dalkavuklarla Kuşatılan Liderler

Tarihte nice devlet adamı, çevresindeki yağcılar yüzünden halktan koptu; adaletten uzaklaştı. Gerçekleri söyleyenler uzaklaştırıldı, dalkavuklar baş köşeye oturtuldu. Sonuç: halktan kopuk kararlar, vicdansız uygulamalar, çürüyen yönetimler… Devlet halkın değil, dalkavukların devleti olur.

Töresel Uyarı: Yağcının Sözüyle Yürüyen Yolunu Kaybeder

Türk töresi, yağcılığı küçümser. “Yağ çekenin yağı bitince dostluğu da biter” der halk. Bu söz, çıkarla kurulan bağların geçiciliğini anlatır. Arkadaşlık, çıkarla değil; değerle kurulur. Yağcının sözüyle yürüyen, yolunu kaybeder. Töre, hakikatin yanında durmayı öğütler; alkışın değil, vicdanın sesini dinlemeyi öğretir.

Vicdani Sorumluluk: Yağcılığa Karşı Duruş

Ben insanım diyen her birey, yağcılıkla kurulan ilişkilerden uzak durmalı; hakikatin yanında durmayı göze almalıdır. Çünkü arkadaşlık, sadece birlikte olmak değil; birlikte doğruyu savunmaktır. Maskesiz yaşamak cesaret ister; yağcılığa karşı durmak ise bu cesaretin en net sınavıdır.

Pedagojik Uyarı: Gençlere Hakikat Eğitimi

Yağcılıkla büyüyen bir genç, eleştiriye değil alkışa alışır. Bu alışkanlık, onu sahte başarılarla avutur. Eğitimde hakikat, övgüden önce gelir. Öğretmen, öğrenciye sadece aferin değil; gerektiğinde “yanlış yaptın” demeyi de öğretmelidir. Çünkü hakikatle büyüyen genç, toplumun vicdanı olur.

Halkın Vicdanından Kıta:

Yağcılıkla büyüyen gölge, özün üstünü örter,

Doğruyu söyleyen dil, dalkavukla dertlenir.

Yiğitlik susmaz hakta, vicdan eğilmez övgüye,

İnsanım diyen kişi, alkışla değil hakla yürür.

 

YORUMLAR