Dün gece Ali hocam bana ER TV'de de yayınlanan bir haberi attı.
İddiaya göre Malatya'da bir müteahhit, milleti ev sahibi yapmak vaadi ile dolandırmış. Temelden evleri onlarca insana satmış ve 10 yıldır bina kaba inşaat şeklinde duruyormuş.
Müteahhit ne ev vermiş ne de aldığı paraları geri ödemiş. Tabii bu vatandaşın iddiası, müteahhiti dinleyemedik.
Firma ismi ve müteahhit ismi de verdi ama onu yayımlama şansım yok.
Bu arada mağdurlardan biri de kendisiymiş.
Ben de kendisini dinledikten ve bir süre hasbihal ettikten sonra sohbetin sonunda “üzerine soğuk su için” dedim.
Niye bunu söyledim?
Çünkü sistemde büyük bir açık var, düzen bozuk bir düzen.
Mağdur, mağduriyeti ile yıllarca sürünürken mağdur edenler keyfini sürüyorlar. Kim bilir, belki de mağdurların mücadelesine kıs kıs gülüyorlar.
Mağdurlar, çalınan ümitlerine mi yansın, adliye koridorlarında süründüklerine mi yansın?
En güzeli, benim tavsiyem: Üzerine bir bardak soğuk su içip âlemlerin Rabbine havale etsin.
Çünkü bu kokuşmuş düzenden adalet murad etmek, tekeden süt beklemekten farksız.
Herkesin başına benzer şeyler geliyor, herkes ticarette birilerinden tabiri caizse kazık yiyor.
İnsanlar, birbirlerini dolandırmayı maharet gibi anlatıyor.
Çünkü hırsızların yaptıkları yanlarına kâr kalıyor.
Sistem, bu tarz şeylere göz yumuyor.
Her zaman söylüyorum: Siz hırsızlık yapanın, hele bir kolunu kesin; seyredin, bir daha hırsızlık oluyor mu memlekette.
Geçen gün bir ilimizde, 83 ayrı hırsızlık dosyası bulunan kadın, akrabasına ait evin dolabında polis ekiplerince yakalandı.
Gözaltına alınırken bana göre çok manidar ifadeler kullandı. Dedi ki: “Ne oldu şimdi yani, maşallah ne oldu?”
Aslında şunu der gibiydi: Elinize ne geçti veya elinize ne geçecek der gibiydi.
Çünkü kadın daha önce 83 ayrı hırsızlık dosyasından yargılanmış ve dışarıda elini kolunu sallayarak gezebiliyor.
E tabii bundan da güç alıyor ve polise o güce dayanarak bir şeyler söylüyor.
Polisler artık işini yapmak istemiyor. Çünkü fare kovalar gibi kovaladıklarının, adliye koridorlarında elini kolunu sallayarak dışarı çıkışını seyrediyor.
Böyle bir düzen, böyle bir yanlış, böyle bir kanunsuzluk olabilir mi?
Devletin yaptırımı olmazsa toplumda kaos artar.
83 dosyası olan kadının ilk dosyada eli kesilse idi, bir daha hırsızlık yapar mıydı?
83 tane dosyası kayıtlı, ya kayıtsız olan?
Ve onların yarattığı binlerce mağdur.
Belki de çocuğunun ilaç parasını, belki de emekli tazminatını, belki de birilerinin gelecek umut ve hayallerini çaldılar.
Ama kimin umurunda?
Hakkını arayanlar, yeni bir haksızlık ile karşı karşıya kalıyorlar.
Onun için başlıkta yazdığım “üzerine soğuk su için” tabiri bence çok doğru ve yerinde bir tespit.
Yakın zamanda yine bir başka hadise yaşandı. Bir arkadaşımın babası, telefon dolandırıcılarına yaklaşık 400 bin TL’sini kaptırdı. Arkadaş, ailesi ile birlikte mağdur oldu; hırsız belli, soygun belli ama hırsız mağdur olmadı. Arkadaş sürünüyor ama bunları soyana hiçbir şey olmuyor. Çoğu insan bu sebeple şikayetinden vazgeçiyor, “lanet olsun” deyip Allah’a havale ediyor.
Sistem, suçluyu alenen yakalasa bile mağdurdan şikayetçi olup olmadığını soruyor. Bir de mağdur, şikayetçi olup hırsızı, arsızı, namussuzu karşısına hasım olarak almak istemiyor.
Niye mağdur edilen ile mağdur edeni karşı karşıya getiriyorlar? Devlet gerekeni neden yapmıyor? Ailesinin “Allah belasını versin, bir an önce bir yerde geberip gitsin” dediği türden bir sürü yaratık var. Devlet bunları görmezden geliyor. “Vurun iğneyi, gebersin gitsin.” Niye insanların vergisi ile bunları besliyorlar!
Devlet ve sistem caydırıcı olmadığı müddetçe kaos, kavga, kan ve gözyaşı kaçınılmazdır.























