Malatya Lider Gazetesi
HV
12 ARALIK Cuma 19:30

TEVEKKÜL EDENE ALLAH YETER!

HAMZA ATLI
HAMZA ATLI

Tevekkül...

Bir konu hakkında elinden gelen gayreti gösterip gerisini Âlemlerin Rabbi'nin takdirine bırakmaktır!

Sonuç istediği şekilde de sonuçlansa, istemediği gibi de olsa Allah'a teslim olmak, hamd etmek, hüsnüzan beslemek gerekir.

Bazen sonuçlar aleyhimize gibi görünür ama bizim için hayırlı olabilir. Zira şer görünen işlerde hayır, hayır görünen işlerde şer olabilir.

Onun için acele etmemek, sabır ve dua ile sonuçları Allah'tan beklemek icap eder!

Konuyla ilgili geçen gün bir hikâye görmüştüm. Sizlerle paylaşmak istedim.

Osmanlı hükümdarlarından Sultan Murat Han bir gün çok telaşlı görünür. Onun bu hâlini sezen Veziriazam Savuş Paşa Sultan Murat Han'a sorar:

— Hayrola Sultanım, canınızı sıkan bir şey mi var?

Bu soruya verilen cevap ve müteakiben devam eden konuşma şöyle cereyan eder:

— Akşam garip bir rüya gördüm.

— Hayırdır, inşallah...

— Hayır mı şer mi öğreneceğiz.

— Nasıl yani?

— Hazırlan, dışarı çıkıyoruz.

İkisi de molla kıyafeti giyerek dışarıya çıkarlar. Hızlı adımlarla Beyazıt'a varırlar. Vefa'ya yönelip Zeyrek'ten Unkapanı'na inerler. Yerde yatan bir cesetle karşılaşırlar. Cesedin etrafına toplanmış ahaliye sorarlar:

— Kim bu?

Ahali:

— Aman hocam, hiç sormayın. Bu adam ayyaşın tekidir.

— Nereden biliyorsunuz?

— Kırk yıldır komşumuzdur.

İçlerinden birinin cevabı da şöyledir:

— Bu adam iyi bir sanatkârdı. Azaplar Çarşısı'nda çalışırdı. Nalının hasını yapardı. Kazandıklarını da içkiye ve fuhuşa harcardı.

Mahalleli cesedi orada bırakıp herkes işine ve evine döner. Padişah ve vezir cesedin başında kalakalır. Vezir de oradan geçip gitmek ister. Ancak, padişah buna razı olmaz. Vezire der ki:

— Millet bu, çekip gider. Kimseye bir şey diyemem. Lakin biz gidemeyiz. Ne olursa olsun bu bizim bir tebamız (vatandaşımız)dır. Defnini yapmamız gerekir.

— Sultanım, saraydan birkaç hoca gönderelim. Böylece vebalden de kurtulmuş oluruz?

— Olmaz, rüyadaki hikmeti daha çözemedik.

— Peki, ne yapmamı buyuruyorsunuz?

— Mollalığa devam. Cesedi defnetmeliyiz.

— Sultanım, nasıl kaldırırız? Bunun yıkanması var, kefenlenmesi var, tezkiyesi var.

— Merak etme, ben hepsini beceririm.

— Gaslini ve defnini nerede yapacağız?

— Fatih Camii'nde.

Fatih Camii'ne gelirler. Padişah cenazeyi bizzat (molla kılığında) yıkar, kefenler. Musalla taşına yatırırlar. Namaz vaktine daha zaman vardır. Vezir Sultan'a fısıldar:

— Sultanım, eksik yaptığımız bir şey var galiba.

— Nedir eksik olan?

— Bu cenazenin hanımı, yetimleri var olamaz mı?

— Doğru, elbette var olabilir. Şimdi sen cenazenin başında bekle. Ben mahalleyi şöyle bir kolaçan edeyim de geleyim.

Padişah garip maceranın başladığı yere koşar gider. Sorar soruşturur. Nalıncının evini bulur. Kapıyı takırdatınca, kapıyı yaşlı bir kadın açar. Padişah hadiseyi bu kadına anlatır. Anlatılanları metanetle dinleyen bu hanım, ölümü bekler bir tavır ile söze başlar:

— Evladım, hakkını helal et. Belli ki çok yorulmuşsun, der.

Kadın olduğu yere yığılır gibi oturur.

— Biliyor musun evladım; bizim efendi bir âlimdi. Akşama kadar nalın yapardı. Birinin elinde şarap şişesi gördüğünde parasını verir, alır, eve getirip onu helaya dökerdi.

— Niye dökerdi?

— Ümmet-i Muhammed içmesin diye evladım.

— Hayret!

— Dahası var evladım. Malum kadınların ücretini öder, eve getirirdi. "Ben sizin zamanınızı satın aldım. Şimdi burada oturmanız gerekir. Oturup dinlenin," derdi. Kendisi de çekip giderdi. Ben o kadınlara menkıbeler anlatır, kitaplar okurdum.

— Bak sen! Millet bunu ne sanıyor, bu ne yapıyor?

— O hep uzaklardaki mescitlere giderdi. "Öyle bir imamın arkasında namaz kılmalıyım ki, imam tekbir alınca Kâbe'yi görmeli," derdi. Kimseye yüküm olmasın diye mezarını bahçeye kendisi kazdı. Kendisine:

— İş mezar ile bitiyor mu, dedim. Seni kim yıkar, kim kaldırır?

— Peki, o ne derdi?

— Önce uzun uzun güldü, sonra:

— Hatun, Allah büyüktür... Devrin padişahının işi ne? O yıkar ve kaldırır, derdi.

 

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI İYİCE AHLAKSIZ OLDUK! İNSAN NANKÖRDÜR! ​ŞU ÇAĞI GÖRMEZ OLAYDIK! NE PAPAYMIŞ ARKADAŞ! HASTANE KORİDORLARINA GİDİN! ALLAH, KİFL'İ BAĞIŞLADI! MÜSLÜMANIMSI PROFİLLER! İNSAN DEDİĞİN... SUÇLU ANNE VE BABADIR! HERKESİN ELİ BOŞ! FAKİRLİK HASTALIK GİBİDİR! HÜKÜM ALLAH'INDIR! GEÇ OLMADAN GÖÇ ETMELİ! HAKLISIN YASİN! BİR YAZI, İKİ KONU! KİMSE KİMSENİN İLAHI DEĞİL! GAZZE'DE ABLUKA SİLAHLA KIRILIR! HOŞ BULMADIM! SUÇLU BENİM, HERKES SUÇSUZ! ​NE OLACAKTIK, NE OLDUK? DÜNYA BİR VEDANIN ADI DEĞİL Mİ? ​​GAZZE'DEYİZ, FİLİSTİN'DEYİZ! YOLDA DÖKÜLENLER VE SEBAT EDENLER! ​KONSERLİ ŞÜKÜR! ​TOPLUMDA KANDİL ANLAYIŞI! MUZ CUMHURİYETİ! GAZZE İÇİN BİRLEŞELİM! SOKAKTAKİ SAPIK! ŞAHİTLİK EDERİM Kİ BU DÜZEN KÜFÜR DÜZENİDİR! HAYATIN DÖNÜM NOKTALARI! ​AZ SABREDİN! ELİNDE FENERLE GAZZE'Yİ AYDINLIĞA KAVUŞTURANLAR! HERKES KENDİ DERDİNDE! HIRS İNSANI KÜL EDER! ÖLÜM HEPİMİZİN KADERİ! SESSİZ ÇIĞLIKLAR! TOPLUM VİCDANINDAKİ DERİN ÇÜRÜME! MALATYA’NIN SESSİZ ÇIĞLIĞI İNSANI INSANA KIRDIRAN BIR DÜZEN... HIRSIZ BİZDENSE SUSUN! KÜRESEL ÇETELER VE LEMAN OYUNU ZAMAN BİZDEN YANA MI? YARIM SAATİM KALMIŞ! ZAMANIN KOŞAR ADIM GİTTİĞİ GÜNLER! NEREYE BAKIYORSAK MUTLULUK ORADA! GEREKSİZ TARTIŞMA! ONLAR GİBİ Mİ OLALIM? TANZANYA'DAN BİR GÖZLEM YAZISI! SİYASET KİRDİR! RAHMETİN ZAHMETE DÖNÜŞTÜĞÜ ŞEHİR MALATYA! BU NE YAMAN ÇELİŞKİ! HATA BENDE DEMEYİ ÖĞRENEMEDİK! GELECEK, BELKİ DE GELMEYECEK! DÖNÜŞ ALLAH'ADIR! Memleketin İhtiyacı Var! DERVİŞLİK HIRKASINA ALDANMAYIN! ZAMAN DEĞİŞTİ, PEKİ YA BİZ?