Malatya Lider Gazetesi
HV
21 NİSAN Salı 07:10

İBRE DÖNDÜ!

HAMZA ATLI
HAMZA ATLI

Yazdıklarımdan çok daha fazlasını okur, bir yazının üzerindeki resim veya fotoğrafla yetinmem.

Alakam olmayan konularda dahi okur, her yerde her konuyu bilmişlik taslamam.

Okudukça öğrendiğim cehaletimdir!

Birşeyi duyunca, bildiklerimle çelişiyor diye hemen itirazda bulunmam.

Telefonumdaki not defterimde onlarca not var. Kafama yatmayan meseleyi kurcalar, ilk fırsatta merakımı gidermek adına araştırmamı yaparım.

Bilsem dahi susarım "ya bildiğim yanlışsa" diye tereddüt ederim.

Hal böyleyken olur olmaz konuşanları nasıl anlayayım?

Başınızı ağrıtmayayım...

Bu haftaki köşemde ne yazsam diye kafamda birşeyler tasarlarken bir yazı ilişti gözüme.

Yazı o kadar hoşuma gitti ki sizinle paylaşmadan yapamazdım!

​"İdris Bozkurt’un Diyanet Haber’de yayımlanan 'Şükür ve Nankörlük Arasında' başlıklı yazısından...

Bugün itibarıyla ibre artık döndü. Ramazan ayının çoğu gitti, azı kaldı, yarıyı geçtik. Rabbimiz, içinde bin aydan hayırlı Kadir gecesini de barındıran bu ikinci yarının, ilkinden daha hayırlı geçmesini nasip eylesin.

Hani bazen bir ayeti yüzlerce defa okursunuz ama bir an gelir ayetin mesajını yeni kavrarsınız. Dün bir ayet ile ilgili olarak tam da bunu hissettim. İsra sûresinin hemen başında İsrailoğullarından söz eden ayetler topluluğunun içinde küçük bir temasla Hz. Nuh’un adı geçiyor ve ondan söz edilirken  إِنَّهُ كَانَ عَبۡدࣰا شَكُورࣰا “Muhakkak ki o, çok şükreden bir kuldu” (İsra  3) deniliyor. Âyette شَاكِراً “şükreden” denilmiyor, çok şükreden شَكُوراً deniliyor.

Bir an düşündüm. Hz. Nuh’un hayatını gözümün önünden geçirdim. Kavmi içinde 950 yıl peygamberlik yaptı (Ankebut 14). Bu süre zarfında kendi karısı ve oğlu dahil olmak üzere kavminin çok büyük bir kısmı ona inanmadı.

Kavminden kâfir olanlar ona  “sen sapıtmışsın” dediler. Gemi yapması emredildiğinde gelip gidip ona güldüler ve alay ettiler. Sonunda yeryüzünde büyük bir tufan koptu ve gemide bulunan bir avuç müminden başka herkes boğuldu. Hz. Nuh, oğlunun kurtulması için yaptığı dua sebebiyle uyarıldı (Hud 46).

Şimdi dünyevî bir bakış açısıyla baktığımızda şu tabloda “çokça şükretmeyi gerektiren” hangi unsurlar var? 950 yıl boyunca çok az kişi iman ediyor. Kendi karısı ve çocuğu boğulanlar arasında. Ama Hz. Nuh “çokça şükreden bir kul” olarak örnek gösteriliyor.

Peki niçin İsrailoğullarından bahsedilen bir noktada Hz. Nuh, çokça şükretme yönü ile örnek olarak zikredilmiş olabilir? Tarihte İsrailoğulları da bir takım büyük badireler atlatmıştı. Firavunun zulmüne maruz kalmışlar, sonrasında Kudüs’ten sürgün edilmişlerdi. Allah daha sonra onları Hz. Musa ile Firavun zulmünden kurtarmış, tarih boyunca gönderdiği pek çok peygamberle onlara yol göstermiş, rehberlik etmiş, onlara çölde iken gökten bıldırcın eti ve kudret helvası indirmiş, çölün ortasında taştan su çıkarmıştı. Ama onlar bunca nimetlere nankörlük etmişler, her defasında Allah’a verdikleri sözleri bozmuşlardı. Bir zorlukla karşılaştıkları anda hep yakınıyorlar, şikayet ediyorlar, hiç şükretmiyorlardı. Mesela Hz. Musa, onları Firavun’un zulmünden kurtarmak üzere gönderildiğinde ona şöyle demişlerdi: “Sen gelmeden önce de bize eziyet ediliyordu, sen geldikten sonra da eziyet edildi (hiçbir şey değişmedi).” (Araf 129)

Hz. Musa, kavmine şükretmelerini nankörlük etmemelerini Allah’ın bir buyruğu olarak şöyle hatırlatmıştı:

“Hani Musa kavmine demişti ki: "Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Çünkü O, sizi işkencenin en kötüsüne sürmekte ve oğullarınızı kesip, kadınlarınızı (kızlarınızı) bırakmakta olan Firavun ailesinden kurtardı. İşte bu size anlatılanlarda, Rabbinizden büyük bir imtihan vardır."

"Hatırlayın ki Rabbiniz size: Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir! diye bildirmişti."

Musa dedi ki: "Eğer siz ve yeryüzünde olanların hepsi nankörlük etseniz, bilin ki Allah gerçekten zengindir, hamdedilmeye lâyıktır." (İbrahim 6-8)

İşte Allah Teâlâ, bu laf anlamaz, söz dinlemez, şükür nedir bilmez topluluğa karşı Hz. Nuh’u örnek gösteriyor, onun yaşadığı tüm zorluk ve sıkıntılara rağmen şükrettiğini, hem de öyle böyle değil “çokça şükreden bir kul” olarak şükrettiğini söylüyordu.

Buradan bizim de almamız gereken dersler var.

Hayatımızdaki zorluk, sıkıntı ve musibet durumlarında çoğu zaman elimizdeki nimetleri unutur, sıkıntıları göz önünde bulundurarak, tıpkı İsrailoğullarının dediği gibi “hayatımda hep sıkıntılar var” diye düşünür, şükrü unuturuz. Oysa kul ne kadar zorluk ve sıkıntı içinde olursa olsun mutlaka sahip olduğu nimetler de vardır. Hz. Nuh’u düşünelim… Evet sıkıntılar ve zorlukları vardı ama sayıları az da olsa ona inananlar vardı. O, Allah’ın izniyle kendi alın teriyle çalışarak gemiyi bitirebilmişti. Tufandan canları sağ ve salim olarak kurtulmuşlardı. İnsanlık bundan sonra onun soyundan tekrar üreyecekti. Yeryüzünde küfrün hakimiyeti sona ermiş, beli kırılmıştı. İşte bunlar, çokça şükredilmeye değen nimetlerdi.

Bizim de hayatımızda mutlaka şükredeceğimiz sayısız nimetler vardır. Peygamberlerin yolu ve mesleği şükür yoludur. Peygamberlerin izinden gitmeyen, ayak diretenlerin yolu ise nankörlük yoludur.

Rabbimiz bizlere peygamberlerin yolundan gitmeyi, nimetlerin farkında olup şükretmeyi nasip eylesin. Bizleri nankörlükten muhafaza eylesin.

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI BİRİ BİTER BİRİ BAŞLAR! Bİ BİTMEDİNİZ BE! KİM GÜÇLÜYSE O HAKLIDIR! İNSAN BU YARIŞ ATI DEĞİL! ÜZERİNE SOĞUK SU İÇİN! TÜRBEDARSIZ BİR TÜRBE! ALTIN TABAKTA İKTİDAR! SAĞLAM KALELER İÇİNDE! BELEŞÇİ FAKİR, RANTÇI ZENGİN! ​KİM BİLİR, NEREDE, NASIL, KAÇ YAŞINDA? ​SANA'DAN HADRAMUT'A KADAR! ​AĞLAYABİLSEYDİNİZ ANLAYABİLİRDİNİZ! ​GARİP PENCERECİK, KÜÇÜK DARACIK! ​MEKKE'DEN... ​UMRE HEYECANI ​HAZIR FIRSAT VARKEN! ​AKRAN ZORBALIĞI! ​İBRET İÇİN ÖLÜM YETMEZ Mİ? ​KOLTUK SEVDASI ​BU GİDİŞATA KİM DUR DİYECEK? NİYE BANA YAN BAKTIN! ​GÜCÜN SARHOŞLARI! ​MİLLETİ TEMSİL EDENLER ZİLLET İÇİNDE! ​GEÇ ÖL AMA GENÇ ÖLME! ​NEDEN ASR-I SAADET? ​ABD'Yİ KINAYALIM MI? ​SALDIM ÇAYIRA, MEVLAM KAYIRA! ​ZENGİN MÜPTEZELLER! ​BABA TAHLİYE! ​BU SABAH İLGİNÇ BİR HADİS OKUDUM! BANA ARKADAŞINI SÖYLE! KÜRESEL PEDOFİLİ PAZARI! İYİCE AHLAKSIZ OLDUK! İNSAN NANKÖRDÜR! ​ŞU ÇAĞI GÖRMEZ OLAYDIK! NE PAPAYMIŞ ARKADAŞ! HASTANE KORİDORLARINA GİDİN! ALLAH, KİFL'İ BAĞIŞLADI! MÜSLÜMANIMSI PROFİLLER! İNSAN DEDİĞİN... SUÇLU ANNE VE BABADIR! HERKESİN ELİ BOŞ! TEVEKKÜL EDENE ALLAH YETER! FAKİRLİK HASTALIK GİBİDİR! HÜKÜM ALLAH'INDIR! GEÇ OLMADAN GÖÇ ETMELİ! HAKLISIN YASİN! BİR YAZI, İKİ KONU! KİMSE KİMSENİN İLAHI DEĞİL! GAZZE'DE ABLUKA SİLAHLA KIRILIR! HOŞ BULMADIM! SUÇLU BENİM, HERKES SUÇSUZ! ​NE OLACAKTIK, NE OLDUK? DÜNYA BİR VEDANIN ADI DEĞİL Mİ? ​​GAZZE'DEYİZ, FİLİSTİN'DEYİZ! YOLDA DÖKÜLENLER VE SEBAT EDENLER! ​KONSERLİ ŞÜKÜR! ​TOPLUMDA KANDİL ANLAYIŞI! MUZ CUMHURİYETİ! GAZZE İÇİN BİRLEŞELİM! SOKAKTAKİ SAPIK! ŞAHİTLİK EDERİM Kİ BU DÜZEN KÜFÜR DÜZENİDİR! HAYATIN DÖNÜM NOKTALARI! ​AZ SABREDİN! ELİNDE FENERLE GAZZE'Yİ AYDINLIĞA KAVUŞTURANLAR! HERKES KENDİ DERDİNDE! HIRS İNSANI KÜL EDER! ÖLÜM HEPİMİZİN KADERİ! SESSİZ ÇIĞLIKLAR! TOPLUM VİCDANINDAKİ DERİN ÇÜRÜME! MALATYA’NIN SESSİZ ÇIĞLIĞI İNSANI INSANA KIRDIRAN BIR DÜZEN... HIRSIZ BİZDENSE SUSUN! KÜRESEL ÇETELER VE LEMAN OYUNU ZAMAN BİZDEN YANA MI? YARIM SAATİM KALMIŞ! ZAMANIN KOŞAR ADIM GİTTİĞİ GÜNLER! NEREYE BAKIYORSAK MUTLULUK ORADA! GEREKSİZ TARTIŞMA! ONLAR GİBİ Mİ OLALIM? TANZANYA'DAN BİR GÖZLEM YAZISI! SİYASET KİRDİR! RAHMETİN ZAHMETE DÖNÜŞTÜĞÜ ŞEHİR MALATYA! BU NE YAMAN ÇELİŞKİ! HATA BENDE DEMEYİ ÖĞRENEMEDİK! GELECEK, BELKİ DE GELMEYECEK! DÖNÜŞ ALLAH'ADIR! Memleketin İhtiyacı Var! DERVİŞLİK HIRKASINA ALDANMAYIN! ZAMAN DEĞİŞTİ, PEKİ YA BİZ?