Siyaset bir oyundur. Ama oyun alanı halkın mutfak masasıdır. Bugün markete girdiğinizde fiyatların dünden farklı olduğunu görüp, gözleriniz yuvalarından fırlıyor. Faturayı açıyorsunuz, cebinizdeki para eksiliyor. Kira, elektrik, doğalgaz… Her şey bir bir yutuyor cebinizi. Ve soruyorsunuz: “Bu tablo Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eksiksiz ulaşıyor mu?”
Cevap: Çoğu zaman hayır. Sahadaki gerçekler, araya giren milletvekilleri ve il başkanları tarafından filtreleniyor. Bazıları diyor ki: “Olumsuz haberleri iletmek zor. Hem bize de yararı yok.” Yani halk “Vay canına, geçim zorlaştı!” derken, raporlarda “Her şey yolunda” yazıyor. Kısa vadede konforlu olabilir ama uzun vadede, bakarsınız seçim günü kabak gibi patlar.
Bir de ekonomik gerekçe var: Enflasyon daha çok yükselir, bütçe daralır. “Düşük zam yapıyoruz, çünkü enflasyon yükselmesin” deniyor. Mantık burada bitmiyor. Strateji başka bir yerde başlıyor: Seçime iki yıl var, şimdilik düşük zam, seçim zamanı yüksek zam! Halk bugün sıkıntıda, mutfak dar, ama raporlarda hâlâ “kontrol altında” gözüküyor.
Strateji belli:
Sabır şimdi, ödül seçim zamanı. Yani bugün kemer sıkılıyor, seçim zamanı “Bakın, sizi düşündük, size iyi yaptık!” denilecek.
Ayrıca iktidar rahat. Kendi yaptırdığı anketlerde hâlâ önde olduklarını görüyor. Evet, sahada insanlar “Geçinemiyoruz” diyor; ama anketlerde hâlâ önde çıkıyorlar. Demek ki raporlar, halkın gerçek sesini değil, yönetim için güvenli sesleri yansıtıyor.
Ülkenin Cumhurbaşkanı sahadan gelen sesin doğru ve hızlı olmasını ister. Ama bugün gelinen noktada, filtrelenmiş bilgilerle alınan kararlar, toplumda biriken hoşnutsuzluğu görmezden gelmeye yol açıyor. Düşük zamlar, vatandaş için nefes alma imkânı sunmuyor; ama raporlarda “kontrol altında” gözüküyor. İşte burada yanlış okuma başlıyor.
Şimdi gelin seçim boyutuna bakalım: Sessizlik, rıza anlamına gelmez. Vatandaş sessiz kaldığı sürede öfkesi birikiyor. Sandık günü ise konuşuyor. Sessiz kalan vatandaş, çoğu zaman sandıkta konuşur ve kısa süreli sabrı, uzun süreli hoşnutsuzluğa dönüşebilir.
Milletvekilleri ve il başkanlarının asli görevi burada devreye giriyor: Olumlu haber taşımak kadar, kötü haberleri de cesurca aktarmak. Kötü haber saklanırsa, lider sahadaki gerçekleri göremez. Gerçekleri görmekse siyasetin sağlıklı işleyişinin şartı.
Düşük zamlar, ekonomik gerekçelerle açıklanabilir; seçim stratejisi gereği makul görülebilir. Ama sessiz kalan vatandaşın birikmiş hoşnutsuzluğu, zamanında iletilmezse sandıkta sert şekilde geri döner. Halk konuşur, sandık dinler… ve sandık, ertelenmiş zamları affetmez.
Ve unutmayın: Siyaset bir oyun. Ama eğer oyun alanı halkın mutfak masasıysa, halkın yüzündeki tebessüm ve mutfaktaki eksik, tek başına rakamlardan daha gerçek bir göstergedir.






















