‘Kuş uçtukça genişliyor gökyüzü’ - Rilke
İmam Gazzâli’nin ‘Gökyüzüne Bakmanın Faydaları’ kitabını okuduktan sonra semaya bakarken daha çok tefekkür etmeye başlamıştım. Gökyüzünde dinginliği bulup evhamlardan kurtulmaya, dünyevi stresin pençesinden sıyrılıp bulutların arasındaki ferahlığa adımlamak elbette ki güzel bir deneyimdi. İnsanın bazen buna ihtiyacı var. Bakara Suresi’nin 164. ayetinin meali bizi bu konuda tefekkür etmeye teşvik ediyor :
‘’Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, insanlara yararlı şeylerle denizde süzülen gemilerde, Allah'ın gökten indirip yeri ölümünden sonra dirilttiği suda, her türlü canlıyı orada yaymasında, rüzgarları ve yerle gök arasında emre amade duran bulutları döndürmesinde, düşünen kimseler için deliller vardır.’’ (Diyanet İşleri Eski Meali)
Gökyüzü, insana yaşadığı dünyanın stresinden kurtulup farklı bir mekanı tasavvur etme imkanı tanırken muhayyilesini berraklaştırıp flu düşüncelerden sıyrılmaya da olanak sağlıyor. Bulutların beyazlığı, mavinin zerafeti, akşamları ayın gününe göre şekli insan için birer seyir ziyafeti oluyor. Gökyüzü insanın ruh hali ile de ilintili. Bazen kapalı, sıkıyor; bazen açık ve ferah. Bazen yağmurların ardında bazen gökkuşağı ile cıvıl cıvıl. Bütün bu değişimler tıpkı insanın hayatındaki gibi ardı ardına birbirini takip ediyor. Gökyüzüne insanı yakınlaştıran şeylerden biri de uçabilme arzusu. İnsan tarih boyunca hep kuşlar gibi uçmanın hayalini kurmuş, nihayetinde bu arzusuna uçakla, helikopterle kavuşmuştur. Bulutların arasından süzülen bu araçlar insanın gökyüzüne kavuşma arzusunun zaferiydi. İnsan gökyüzünü sadece izlemekle kalmadı, oraya günün birinde vardı. Gökyüzü buna rağmen hep gizemini korudu. Tarih, gökyüzünü kutsal sayan inançlarla süregeldi. Firavun göklere merdiven kurup Tanrı’ya ulaşacağını sandı. Bazı inançlar Allah’ı gökyüzünde aradı. ‘Yukarıda Allah var‘ gibi itikadi bir hata bizim inancımıza bile sirayet etti. Oysa Ehl-i Sünnet itikadında Allah mekandan münezzehtir. Bizim idrakimiz Allah’ı yaratılan bir mekana sığdıramaz. Allah, bütün yaratılmışları yaratan dolayısıyla hepsinden münezzeh olandır. Yüce Rabbimiz bizleri yarattığı her şey üzerinden tefekkür etmeye davet ediyor. İnsan aklı, idrak edebildiği sınırlar içerisinde tefekkür penceresinden seyre dalıp kainatın uçsuz bucaksız gizine keşfe çıkabiliyor.
İmam Gazzâli gökyüzüne bakan kişinin vesvese, hüzün, keder, korku ve vehimden sıyrılıp Allah’ı hatırlayacağından bahsederken âşıkların tesellisi için de yine orayı işaret ediyordu. Kadim âşıklar temaşa ederlerdi yıldızları, ayı, uzayan gökyüzünü… Ve geceyi yoldaş kılarlardı kendilerine.
Asırlar geçti, gök kubbe hâlâ orada ve modern aşıklar da ilhamını oradan alıyor. ‘’İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım’’ diyen Turgut Uyar’ın ‘Göğe Bakma Durağı’ vardı. Behçet Necatigil ‘Seni Yaşamak’ta : ‘’Seni her özlediğimde sevgilim,
Gökyüzüne bakıyorum;
Göğün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü.’’ demişti. Gökyüzüne şöyle bir uğramayan yoktur dersek abartmış olmayız.
‘’Gâh çıkarım gökyüzüne seyrederim âlemi
Gâh inerim yeryüzüne seyreder âlem beni’’ diyerek ruhumuzdaki dinamizmi şiire dökmüştü Nesîmî.
Gökyüzüne baktığında kuşları, bulutları, yıldızları ve canım ayı göremeyen insanların mazlum coğrafyasında savaş uçakları, füzeler havalanıyor şimdilerde. Zalimler gökyüzüne bile kan sıçrattı. Gökyüzündeki toz bulutları yıkılan evlerden süzülüyor ağır ağır. Kuşlar bile mahzun bu işe. Serçelerin şarkısı hüzünlü ve güvercinler küskün.
“Bir gün döneceğiz ve döndüğümüzde gökyüzü mavi olacak, zeytin ağaçları bizlere gülümseyecek.” demişti Filistinli şair Mahmud Derviş.
Gökyüzü bekleyenlerin, terk etmeyenlerin, umut edenlerin, hüzünlenebilenlerin, yüreği taş kesilmemiş olanların, aşıkların, maşukların, şairlerin, inananların, kaybedecek bir şeyleri olanların, hassas kalp taşıyanların ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Gökyüzü hüznü teskin edip yaralara merhem oluyor hâlâ.
Göğe bakmak sadra şifa oluyor. Gökyüzü işte orada. İmkan varken bakmak lazım doya doya. Şu dünyada imtihanların arasında bizlere pek çok nimette bahşetmiş Yaratan. İşte bir elimde çay ve gökyüzü.
Rilke, Gazzâli, Turgut Uyar…
Serçeler cıvıl cıvıl.






















