Malatya, asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen yaralarını sarmaya çalışıyor. Ramazan ayının ilk gününde şehrin caddeleri, sokakları ve çarşıları alışılmadık bir sessizliğe gömüldü. Depremin yıkıcı etkilerinin hâlâ hissedildiği kentte, geçmiş yıllarda Ramazan coşkusuyla dolup taşan alanlar bu kez adeta terk edilmiş bir görüntü sergiledi. Emlak Konut Geçici Çarşı’da da aynı sessizlik dikkat çekerken, vatandaşlar hem ekonomik zorluklar hem de depremin psikolojik etkileriyle mücadele ediyor.
“HERKES KENDİ DERDİNE DÜŞTÜ”
Sokakta alışveriş için dolaşırken görüşlerini paylaşan Ali Tamer, şehirdeki bu kasvetli atmosferi şu sözlerle özetledi: “Depremin üzerinden tam 3 yıl geçti ama etkisi hâlâ taze. Evleri yıkılanlar, iş yerleri zarar görenler, insanlar hâlâ toparlanmanın peşinde. Evlerine taşınanlarda yerleşemedi. Herkes kendi derdine düşmüş durumda. Ramazan’da eskiden neşe dolu olan çarşılarımız bu yıl maalesef sessizliğe teslim oldu. Belki de insanlar için Ramazan ayının ilk gününde dışarı çıkmak, alışveriş yapmak artık bir öncelik değil. Zaten bunu bekliyorduk.”
Tamer, ekonomik koşulların da bu durgunlukta etkili olduğunu belirterek, “Esnafın çoğu ya iflas etti ya da zararını telafi edemedi. İnsanların alışveriş yapacak gücü yok denecek kadar az. Bu yüzden çarşılar bir süre daha böyle boş kalabilir.” diye ekledi.
Çarşı esnafları sessizlikten yakınarak, “Ben 20 yıldır burada küçük bir dükkân işletiyorum. Depremden sonra iş yerim zarar gördü, geçici çarşıda devam etmeye çalışıyorum ama müşteri Ramazanda yok denecek kadar az. Ramazan’da eskiden iftar öncesi telaş olurdu, insanlar bir şeyler alır, sohbet eder, gülerdi. Şimdi ise herkes evinde, sessiz. Deprem bize sadece evlerimizi değil, umutlarımızı da aldı. İnsanlar dışarı çıkmaya korkuyor, çıkabilenlerin de harcamaya gücü yok. Bu Ramazan, buruk bir Ramazan oluyor.” dedi.
“KOMŞULUK BİTTİ YEMEK VERECEK KİMSE YOK”
Şehirdeki sessizlik, sadece esnafı değil, günlük hayatını sürdürmeye çalışan vatandaşları da etkiliyor. Üç çocuk annesi 48 yaşındaki Ayşe Kaplan, hislerini şöyle dile getirdi: “Depremden beri hiçbir şey eskisi gibi değil. Konteynerde yaşıyoruz. Ramazan’da çarşıya çıkıp çocuklara bir şeyler almayı çok isterdim ama ne paramız var ne de içimizden geliyor. Çarşıya baksanız, sanki şehirde kimse yaşamıyor gibi. Depremden önce Ramazan’ın ilk günü çocuklar için bayram gibiydi, şimdi ise hüzün hakim. Umarım bu günler geçer ama şu an her şey çok zor. Artık kimse kimseyi tanımıyor. Ev yapıyorlar kura çekiyorlar. Konteynerkentlerde aynı. Komşuluğu öldürdüler. Bari ev yaparken komşuları yan yana getirsinler. İftar vakti yemek verecek kimse yok” açıklamalarını yaptı.
Malatya’da Ramazan’ın ilk gününde yaşanan bu hüzünlü tablo, depremin yalnızca binaları değil, şehirdeki sosyal hayatı ve umutları da yerle bir ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Yeni evlerine taşınan depremzedeler bulundukları alanda komşuluk ilişkilerini geliştirmeye çalışıyorlar.>>MEHMET TURAN ÇİĞDEM
EDİTÖR


















