Malatya'nın su havzaları, tarım alanları, ormanları ve fay hatları üzerindeki madencilik faaliyetleri, kentteki çevre örgütlerini ayağa kaldırdı. Malatya Çevre Platformu (MAL-ÇEP), Türkiye genelinde 182 maden sahasının ihaleye çıkarılmasının ardından yaptığı yazılı açıklamada, Malatya ve ilçelerinin doğrudan ekolojik yıkımla karşı karşıya olduğunu belirterek, ihale sürecinin rant odaklı ve halk iradesini hiçe sayan bir anlayışın ürünü olduğunu öne sürdü.
Platform, özellikle deprem gerçeğinin göz ardı edildiği, fay hatları yakınındaki madencilik ısrarının bilimsel ve vicdani olmadığını kaydetti. Açıklamada, Arguvan'dan Yeşilyurt'a, Hekimhan'dan Pütürge'ye kadar 9 ilçenin maden şirketlerinin kuşatması altında olduğu ifade edildi.
"MALATYA'NIN CAN DAMARLARI TEHDİT ALTINDA"
Malatya Çevre Platformu'nun basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
"Malatya’nın tarımı, su havzaları, meraları, ormanları ve deprem gerçeğiyle birlikte değerlendirilmesi gereken kırılgan bir coğrafya olduğu gerçeği yok sayılamaz. Fay hatları üzerinde veya yakınında yürütülecek madencilik faaliyetleri; heyelan, zemin zayıflaması ve su rejimi bozulması risklerini artıracak, doğrudan can güvenliği sorununa yol açacaktır."
Platform, 6 Şubat depremlerinin ağır yıkım yaşattığı Malatya'da ekolojik yıkım yaratacak projelerden vazgeçilmesi gerektiğini belirterek, şu talepleri sıraladı:
“Malatya ve ilçelerini kapsayan maden ihaleleri derhal durdurulmalıdır. Halkın katılımı olmadan, yerel yönetimler ve meslek odaları sürece dahil edilmeden hiçbir ihale yapılmamalıdır. Su havzaları, tarım alanları, meralar ve ormanlar mutlak koruma altına alınmalıdır. Deprem bölgesi Malatya’da ekolojik yıkım yaratacak tüm projelerden vazgeçilmelidir.”
İLÇE İLÇE RİSK HARİTASI
Platformun açıklamasında, madencilik faaliyetlerinin ilçelere göre yarattığı tehditler detaylı biçimde sıralandı:
Arguvan: Sınırlı su kaynaklarıyla ayakta duran havza, madencilik nedeniyle yeraltı ve yerüstü sularının kirlenmesi riskiyle karşı karşıya. Tarım ve hayvancılığın geri dönüşsüz biçimde sona ereceği uyarısı yapıldı. "Arguvan’da maden demek, yaşamın sona ermesi demektir" denildi.
Hekimhan: Yıllardır madenciliğin çevresel tahribatıyla mücadele eden ilçede yeni sahaların açılması, toprak, su ve halk sağlığını daha da kötüleştirecek. Mevcut yıkımın derinleştirilmesi kabul edilemez bulunuyor.
Kale ve Pütürge: Fırat Havzası’na yakınlık ve aktif fay hatları nedeniyle özel korunması gereken bölgeler. Deprem bölgesinde madencilik ısrarı "bilimsel ve vicdani değil" olarak nitelendirildi.
Akçadağ, Yazıhan ve Arapgir: Tarım alanları, meralar ve kırsal yaşam maden baskısı altında. Toprak üretimden koparılıyor, köyler boşaltılıyor, yaşam sürdürülemez hale geliyor.
Doğanşehir ve Darende: Ormanlık alanlar, su kaynakları ve kültürel miras maden projeleriyle geri dönüşsüz zarar görecek. Doğayla birlikte tarihin de yok edilmek istendiği belirtildi.
Yeşilyurt: İçme suyu havzaları, tarım alanları ve yerleşim bölgeleri tehdit altında. Kentsel yaşamla iç içe geçmiş alanlarda madencilik, halk sağlığını doğrudan tehlikeye atıyor.
Kuluncak: Ekolojik dengesi hassas, tarıma dayalı ilçede madencilik doğal yapıyı bozacak, göç ve yoksulluğu derinleştirecek.
"DOĞA YATIRIM ALANI DEĞİL, ORTAK YAŞAM ALANIMIZDIR"
Malatya Çevre Platformu, ihale sürecinin halkı, yerel yönetimleri ve meslek odalarını dışladığını, rant odaklı bir anlayışla yürütüldüğünü öne sürdü. "Doğa bir yatırım alanı değil, ortak yaşam alanımızdır" ifadeleriyle açıklamayı sonlandıran platform, "Malatya’nın toprağını, suyunu, havasını savunmaya devam edeceğiz" diyerek kamuoyuna çağrıda bulundu.
Kentteki maden ruhsatı sayısındaki artış ve yeni ihaleler, Malatya'da uzun süredir tartışma konusu. Çevre örgütleri, deprem sonrası kırılgan ekosistemin daha fazla tahribata tahammülünün olmadığını belirterek, yetkililerden acil adım atılmasını talep ediyor. Platformun bu çıkışı, Malatya'nın geleceği açısından önemli bir uyarı olarak değerlendiriliyor.>>MEHMET TURAN ÇİĞDEM
EDİTÖR




















