Malatya'da KESK'e bağlı sendikalar, artan geçim sıkıntısı ve 2025 bütçe teklifine karşı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Grup adına konuşan KESK Dönem Sözcüsü Vedat Eren, hükümetin bütçesini "yoksullaştırma düzeninin temel aracı" olarak tanımlayarak sert eleştirilerde bulundu. Eren, vergilerin ezici çoğunluğunun emekçilerden toplanacağını, harcamaların ise faiz lobilerine yönlendirileceğini savundu. Açıklamada, Meclis'te görüşülen bütçe teklifinin emeğiyle geçinen milyonları açlık sınırının altına ittiğini belirten Eren, iktidarın "enflasyona ezdirmeme" vaatlerini "bozuk plak" olarak nitelendirdi. "Bir iktidarın kimden yana olduğunu anlamanın en kısa yolu bütçesine bakmaktır" diyen Eren, bütçenin üç temel soruya verdiği cevaplarla halktan yana olmadığını ortaya koyduğunu ifade etti.
Grup adına açıklama yapan KESK Sözcüsü Vedat Eren, şu ifadeleri kullandı: “Mecliste günlerdir hepimizin hayatını doğrudan ilgilendiren bir yasa teklifi, bütçe yasa teklifi görüşülüyor. Geldiğimiz yer de ekonomik krizler, gelir adaletsizliği geçici bir durum olmaktan çıkmıştır. İktidarlar eliyle bilinçli olarak sürdürülen bir yoksullaştırma düzenin temel araçları haline getirilmiştir. Yüksek enflasyon, düşük ücretler ve güvencesizlik sarmalına alınan milyonlar açlık sınırının altına itilmiş, yoksulluk ve adaletsizlik normalleştirilmiştir. Yoksulluk, açlık, sefalet, güvencesizlik adım adım sadece ekonomik değil siyasal bir kontrol aracına dönüştürülmüştür. Sonuç itibari ile geldiğimiz yer ana gövdesini emeği ile geçinenlerin oluşturduğu ülkenin ezici çoğunluğunun üzerine düşürülen karanlığın gittikçe koyulaştığı bir yerdir. Bir bütçenin kimin bütçesi olduğunu daha net hale getirmek için sadece üç soru sorup, bunların cevabını vermek yeterlidir.”
“HEPİMİZLE DALGA GEÇİYORLAR”
Vergilerin emekçilerin sırtına yüklendiğini savunan Eren, “Soruyoruz, Soru bir: Bütçenin omurgasını oluşturan vergiler kaynaklar kimden toplanacak? Bütçe teklifi rakamlarına göre iktidar bu soruyu şöyle cevaplıyor. Önce çeşitli muafiyet ve istisnalarla sermaye kesimlerinden alınması gereken 2,4 Trilyon vergiyi almayacağız. Bunun ardından toplayacağımız her 100 TL verginin 90 TL’sini Gelir Vergisi, KDV, ÖTV gibi vergilerle emekçi kesimlere, halka yani sizlere yıkacağız. Sadece 10 TL’sini şirketlerden, holdinglerden, patronlarda alacağız”. diyorlar. Şöyle devam ediyorlar. “Bordroluların ücret gelirlerinden kaynakta kestiğimiz gelir vergisi başta olmak üzere tüm vergileri enflasyon hedefimizin üzerinde arttıracağız. Geçen yıla göre sadece tek bir vergiyi, sermaye kesimlerinden aldığımız Kurumlar Vergisini düşüreceğiz” Cevap gayet açık ve net. Hiç uzatmaya gerek yok. Tüm vergi yükünü emeği ile geçinenlere, halka yıkacağız diyorlar. O zaman şu ikinci soruyu soruyoruz. Peki, yükünü bize yıktığınız vergileri nereye, kime harcayacaksınız? Diyorlar ki; “Toplayacağımız 100 TL verginin 20 TL’sini faize, 5 TL’sini teşvik-prim desteği-katkı olarak sermayeye, En az 16 TL’sini silah tüccarlarına, tekellerine 3 TL’sinin ise yandaş müteahhitlere dolar cinsinden hazine garantisi olarak aktaracağız.” diyorlar. 3. soru olarak peki halk olarak emekçiler olarak bizlerin yaşadığı temel sorunlara bütçeden ne kadar kaynak ayıracaksınız? Diye soruyoruz. Hiç yüzleri kızarmadan diyorlar ki: “Sizden toplayacağımız her 100 TL verginin sadece 4 TL’si Yoksullukla Mücadeleye, 3 TL’sini istihdama, 3 TL’sini Tarıma Tam 2 TL 80 Kuruşunu Hukuk ve Adalete ayıracağız. Araştırma ve geliştirmeye 62 kuruş, Bağımlılıkla Mücadeleye 11 Kuruş, Kadının Güçlenmesi programlarına 6 kuruş ayıracağız” diyorlar. Tüm bunlar yetmezmiş gibi “2026 yılı sonunda bütçemizin 3 Trilyona yakın açık vereceğini tahmin ediyoruz. Bu açığın yükünü de başta kamu yatırımlarında olmak üzere tasarruflarla yine sizlere yıkacağız” diyerek hepimizle dalga geçiyorlar.” dedi.
“BÜTÇEDE İŞÇİLER YOK”
Bütçenin yeniden yapılması gerektiğini belirten Eren, “İşin özü ülkeyi yönetenler bu bütçe teklifi ile bizlere daha fazla yoksulluk, daha fazla işsizlik daha fazla sefalet teklif ediyorlar. Biz KESK olarak bu teklifi kabul etmediğimizi haftalar önce ilan ettik. 22 Kasım’da Samsun ve Adana’da, 29 Kasım’da Van ve İzmir’de gerçekleştirdiğimiz bölge mitinglerinde emeğin kürsüsünü kurduk. Ve bu kürsüden hep birlikte: “Halk için Bütçe, Demokratik bir ülke İstiyoruz!” diye haykırdık. Buradan bir kez daha sesleniyoruz. Bu bütçe teklifinde kamu emekçileri yok. İşçiler, emekliler, asgari ücretliler, kadınlar, gençler, öğrenciler yok. Engeliler, çiftçiler, küçük üreticiler, köylüler yok. Bu bütçe teklifinde istihdama, kamu hizmetlerine kaynak yok. Ürettiğimiz kaynakları, ödediğimiz vergileri sermayeye, patronlara, beşli çetelere, saraylara aktarmayı hedefleyen, tüm yükü bize yıkan bu bütçeyi kabul etmiyoruz. Sadece kendimiz için değil, herkes için; gündüzleri işsiz kalınmayan, geceleri aç yatılmayan bir ülke istiyoruz. Halktan, emekten, eşitlikten, adaletten yana bir bütçe istiyoruz! İnsanca yaşamaya yetecek ücret, Vergide ve gelirde adalet istiyoruz. Vergilerimizin eğitime, sağlığa, adalete, barışa ve demokrasiye harcandığı bir ülke istiyoruz. TBMM Genel Kurulu emek karşıtı, halk karşıtı bütçe teklifini oylamak üzere 21 Aralık’ta toplanacak. Biliyoruz ki daha öncekiler gibi bu bütçe teklifi de iktidar bloğunun oy çoğunluğu ile kabul edilecek. Tesadüfe bakın ki 21 Aralık en uzun gecenin en kısa gündüzün yaşandığı gündür. O gün karanlık her zamankinden daha erken çökecek. Gece her zamankinden daha uzun sürecek. Bizler biliyoruz ki her karanlığın bir sonu vardır. Karanlığın en koyu olduğu an aydınlığın da en yakın olduğu zamandır. İnanıyoruz ki her şeye rağmen 22 Aralık aydınlığa daha fazla yakınlaştığımız bir gün olacak. Buradan hep birlikte söz veriyoruz. Emekçiler için, halk için aydınlık o günleri daha da yakınlaştırmak için Halk İçin Bütçe, Demokratik Türkiye mücadelemizi kararlıkla sürdüreceğiz.”>>MEHMET TURAN ÇİĞDEM
EDİTÖR


















