Malatya Ticaret Borsası ve İnönü Üniversitesi, 12 Nisan 2025’teki zirai don felaketinin kente verdiği ekonomik ve sosyal zararı bilimsel olarak ortaya koymak amacıyla ortak çalışma başlattı. Kayısıda neredeyse 99’a ulaşan ürün kaybı sonrası Malatya’nın yıllık yaklaşık 500 milyon dolarlık kayısı gelirinden mahrum kalması, şehrin tüm sektörlerini sarsmış durumda. Araştırmanın sonucuna göre kayısıda izlenecek rota belirlenecek.
12 Nisan 2025 gecesi yaşanan zirai don, Malatya tarım tarihinin en ağır felaketlerinden biri olarak kayıtlara geçmişti. “Dünya Kayısı Başkenti” olarak bilinen şehirde kayısı üretimi, tarihte ilk kez bin ton seviyesinin altına inecek kadar azaldı.
Yıllık 500 milyon dolara yakın kuru kayısı ihracat geliri elde eden Malatya, bu yıl ekonomik olarak büyük bir boşluğa düşmüş durumda. Ticaret Borsası ve İnönü Üniversitesi, bu tablonun tüm yönleriyle incelenmesi için üç aşamalı kapsamlı bir çalışma yürütecek.
ÜRÜN KAYBININ BÜYÜKLÜĞÜ HESAPLANACAK
Araştırmanın ilk bölümünde, donun meyve ağaçlarında bıraktığı hasar bilimsel verilerle tespit edilecek. Bu kapsamda Tarım İl Müdürlüğü, TÜİK Bölge Müdürlüğü, üretici birlikleri ve kooperatiflerden veri alınacak. Kaybın hem miktarsal hem parasal boyutu ortaya konacak.
Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan yaptığı açıklamada, “İnönü Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanımız Sayın Gökhan Tuncel Hocam da beraberinde, Profesör Doktor Ahmet Uğur Hocamla, Profesör Doktor Murat Sezik ve Profesör Doktor Tayfun Bayat Hocamla birlikte, Malatya’da çok önemli bir çalışmanın sunumunu sizlerle paylaşacağız. Ben öncelikle hocama ve heyete, bu yapacağımız çalışmada Malatya Ticaret Borsası ile yapmış oldukları iş birliğinden dolayı çok teşekkür ediyorum ve hoş geldiniz diyorum. Şimdi değerli arkadaşlar, biliyorsunuz 6 Şubat depreminden sonra Malatya, 12 Nisan 2025 tarihinde Türkiye geneline yayılan bir zirai don felaketiyle karşılaştı. Bu uğradığımız zorluk ve sıkıntıları aşmak için hep beraber çok yoğun bir gayretle çalıştık. İnönü Üniversitesi de bu anlamda her aşamada yaşanan sıkıntılarda bizimle iş birliği yaptı. Ben özellikle İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanımıza ve özellikle Uğur Hocama çok teşekkür ediyorum. Tabii burada yapmak istediğimiz şey, 12 Nisan Zirai Don hadisesini üç aşamada ele alacağımız bir çalışma. Bu çalışmada birinci aşamada özellikle Malatya’da yaşanan zirai donun kayısı ağaçları üzerinde yaratmış olduğu etkiyi, kayısı ağaçlarının uğramış olduğu zararları inceleyeceğiz. Projenin ikinci aşamasında ise zirai donun neden olduğu ekonomik kaybın Malatya ekonomisine vermiş olduğu zararları hep beraber çalışacağız.” ifadelerini kullan.
“EKONOMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİ GÖRECEĞİZ”
Projenin ilerleyen aşamalarda nasıl şekilleneceğini açıklayan Özcan, “Üçüncü aşamada da arkadaşlar, projenin zirai donun sosyal etkisinin ölçülmesi konusunda üç ana başlıkta İnönü Üniversitesi’ndeki hocalarımızla birlikte 12 Nisan’da yaşanan bu zirai don felaketinin Malatya ekonomisi üzerindeki etkilerini çalışacağız ve bu çalışmanın sonucunda inşallah bunu raporlaştırıp yetkili kurullara, bakanlıklara ve özellikle Malatya’yla paylaşacağız.12 Nisan’da yaşadığımız zirai donun etkilerini aslında belki ilk defa Malatya’da kayısının hiç olmamış olmasının gerek ekonomik hayatımızda gerek sosyal hayatımızda nasıl bir etki yarattığını hep beraber burada analiz edeceğiz. Bunun en önemli paydaşlarının başında üretici geliyor, biliyorsunuz, çiftçi geliyor. Hem üreticinin uğramış olduğu zorluk ve sıkıntıları tahlil edeceğiz, hem bahçelerimizdeki ağaçların uğramış olduğu zarar ve ziyanı tespit edeceğiz, hem de şehrin ekonomisi üzerinde yaratmış olduğu travmayı hep beraber buradan tahlil edeceğiz. Hizmet sektörünün uğramış olduğu sıkıntılarda kayısının ne kadar etkili olduğunu hep beraber göreceğiz. Aslında kayısının bir bölge ekonomisi üzerindeki etkileri ve Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini de burada görmüş olacağız. Biliyorsunuz kayısı artık sadece Malatya’yı ilgilendiren bir tarım ürünü olmaktan çıkmış; hem bölgesel bir ekonomik güce sahip olan hem de Türkiye’nin kuru meyve ihracatının %25’ini gerçekleştiren, yıllık ortalama 1 milyar dolarlık bir ticaret hacmi olan bir üründen bahsediyoruz. Dolayısıyla 12 Nisan’da yaşadığı bu zirai donun etkilerinin de mutlaka şehirce bilinmesi gerektiği ortaya çıktı. Hem hizmet sektörünün, hem üreticinin, hem ihracatçının, hem tacirin, hem tüccarın, hem bölgenin, hem de ülkenin bu anlamda bir tarım ürününün 12 Nisan’da yaşadığı zirai dondan %100 zarar görme etkisinin ne kadar yüksek olduğunu hep beraber hocalarımızın yapacağı, bizim de onlara sağlayacağımız altyapı destekleriyle ortaya koyacağız. Burada bütün paydaşlarımızdan da hocalarımız bilgi alacak; özellikle sahada yapılan çalışmalarla ilgili destek alacaklar. Ticaret odaları, Kayısı Araştırma Enstitüsü, üretici birlikleri, ticaret borsası, ticaret ve sanayi odasının da katkıda bulunacağı bir çalışma gerçekleştireceğiz. Buradaki amacımız kayısının Malatya ekonomisinde, bölge ekonomisinde ve ülke ekonomisindeki etkilerini hep beraber tahlil etmiş olmak. Bu da ileriki dönemlerde elimizde çok önemli bir çalışma olmuş olacak. Bugüne kadar aslında yapılmamış bir çalışmaydı. Buradan tekrar İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanımıza, dekan yardımcımıza, öğretim görevlilerine ve Ahmet Uğur Hocama teşekkür ediyorum. Bu çalışmanın özellikle bölge ekonomisi, Malatya ekonomisi ve Türkiye ekonomisi açısından önemli bir veri olarak ülkeye de Malatya’ya da ciddi anlamda katkı sunmasını temenni ediyorum.” dedi.
“BİRÇOK SEKTÖRÜ DE ETKİLİYOR”
Kayısının sektör dışı alanlarda da etkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gökhan Tuncel, “Şimdi tabii üniversite olarak biz bir taraftan bilimsel faaliyet yapıp bilgi üretiyoruz. Diğer taraftan belki en önemli işlerimizden biri de toplumsal katkı. Yani biz eğitim-öğretimle beraber hem bilimsel bilgi üretimine hem de toplumsal katkıya çok önem veriyoruz, vermek zorundayız. Bundan sonraki süreçte bu belki de en önemli görevlerimiz içerisinde yer alacak. Biz ticaret borsasıyla beraber daha önce çalıştaylar düzenlemiştik, çalıştaylarımızla ilgili raporlar hazırlamıştık. Ama bu defa aslında çok farklı bir sorunla karşı karşıyayız. Başkanımızın da ifade ettiği gibi zirai don hadisesi, başta kayısı olmak üzere bölgemizde birçok ürünün bu sene olmaması ile bizi karşı karşıya bıraktı. Tabii bu genel itibarıyla kamuoyunda Malatya ekonomisi olarak çok büyük kayıp yaşadığımızı hep dile getiriyoruz, yaşıyoruz da aslında. Biz de bilimsel olarak bunun tam karşılığının ekonomik olarak nedir, çiftçi açısından ne ifade ediyor diye bakmak istiyoruz. Çiftçi ile beraber başkanımın da ifade ettiği gibi bu ekonomik girdi, kayısının ekonomik girdisi şehrimizin aslında önemli can damarlarından bir tanesini oluşturuyor. Çünkü bu girdi birçok sektörü de beraberinde destekliyordu. Ama bu sektörleri destekleyecek girdinin olmaması aslında birçok alanda Malatya ekonomisinin, Malatya ticaretinin zarar görmesini beraberinde getirdi. Biz bunların analizini yapmak istiyoruz. Hangi sektör nasıl etkilendi? Evet, birinci derecede tarım sektörü, bahçecilik sektörü, kayısı üreticisi etkilendi. Ama kayısı üreticisiyle beraber ekonomik anlamda o kayısı üreticisinin desteklediği ve alışveriş yaptığı işletmeler, firmalar, sektörler ne tür olumsuz yönde etkilendi? Tabii bu ekonomik etkinin bir de sosyal boyutu var. Sosyal açıdan şehrimizde yaşayan insanlar ne tür bir olumsuzlukla karşılaştılar? Yani sosyal ortam dediğimizde beyaz eşyanın alınmasından ev alımına, otomotiv alımına, hele hele evlenme süreçlerini nasıl etkilediğine dair bu tür sosyal etkilerin tamamını ele alabileceğimiz bir çalışma yapmak istiyoruz. Çünkü buna ihtiyacımız var.” şeklinde konuştu.
“ÖRNEKLİK TEŞKİL EDECEK”
Kayısının evlilik oranlarını da etkilediğini öne süren Tuncel, “Bu, bundan sonraki süreçlerde karşılaşacağımız bu tür sorunlarla ilgili belki yeni politikalar geliştirmemizi, yeni önerilerde bulunmamızı beraberinde getirecek. Yani biz sahadan aldığımız veriler üzerinden sistematik bir raporlama yapacağız ve bunun şehrimiz açısından önemli bir çalışma olduğunu düşünüyoruz; ama onun dışında hem bölgemiz hem ülkemiz açısından belki bir örneklik de teşkil edecek. Tabii burada en önemli şey kurumlar arası, kuruluşlar arası iş birliği. Bu anlamda biz ticaret borsasıyla ve Sayın Başkan’la çok yakın çalışma imkânı bulduk, bulmaya da inşallah devam edeceğiz. Ama bu yapacağımız çalışmada diğer kamu kurum kuruluşlarıyla meslek odalarının ve işletmelerin bu çalışmaya sahip çıkması, destek vermesi lazım. Onların verdiği destekle raporumuz daha ayrıntılı, daha doğru bilgiler içerisinde barındıran bir rapora dönüşecektir. İnşallah hep birlikte el birliğiyle bu konuda Ahmet Hocam, Ahmet Uğur Hocam iktisat alanında çalışmalar yaptığı için, yine Tayfun Hocam ekonomik çalışmalarda yaptığı için, Murat Hocam’ın da özellikle geçmişten günümüze bahçecilikle ilgili sosyal yönlü çok fazla çalıştığı için güzel bir çalışma yapabilecek bir birlikteliğe sahibiz, bir ekibe sahibiz. Biz yani borsamızdan, ticaret borsamızdan ve diğer kurumlarımızdan asıl destek istiyoruz. İnşallah hayırlı olur. Bundan sonraki çalışmalara da kapı aralar diye düşünüyorum. İnşallah hep birlikte bu süreci başarıyla yürüteceğimizi düşünüyorum.” dedi.>>MEHMET TURAN ÇİĞDEM
EDİTÖR



















