Malatya’da Eğitim-İş Sendikası Şube Başkanı Hüseyin Kara, Birleşik Emekliler Sendikası Malatya Şube Başkanı Haydar Göktaş’ı sendika temsilciliğinde ziyaret etti. Görüşmede hem çalışan hem emekli öğretmenlerin ekonomik sorunları, deprem sonrası yaşanan barınma krizi, sosyal tesis eksikliği ve artan yaşam maliyetleri detaylı biçimde ele alındı. Görüşme sonrasında gazetemize açıklamalarda bulunan Göktaş, “Mesele zam değil biz insanca yaşayacak ücret istiyoruz, onu da vermezler o nedenle yeni yıldan beklentimiz yok” dedi.
EN ÖNEMLİ SORUN BARINMA
Tüm sendikalarla iş birliği içerisinde hareket ettiklerini söyleyen Göktaş, “Çalışan ve emekli öğretmenlerimizin sorun ve sıkıntılarını sağ olsun üç genel başkanımızla, konfederasyon genel başkanımız Hüseyin Kara ile istişare hâlinde, sohbet havasında konuştuk. Sorunları dile getirdik ve bunları bir dosya hâlinde Sayın Valimize, ilgili yerlere sunmak için kendi aramızda istişare yaptık. Genel başkanımızın bu katılımından dolayı kendilerine çok teşekkür ediyoruz. Bizlere, emeklilere bir çözüm bulmak için ortak bir nokta bulmaya çalışıyoruz. Bu konuda sendika başkanımızdan, genel başkanımızdan yardım ve taleplerimiz var. Çalışan emekli öğretmenlerimizin, genel olarak özellikle depremzede emeklilerimizin sorunları giderek artıyor. En önemli sorunlar barınma, sağlık ve maddi yetersizlikler. Ve bunlar her geçen gün çözüleceğine katbekat artıyor. Yaşamak zorlaştı, yaşamak çok zorlaştı. Ocak ayında yapılacak artışlarda hiçbir umudumuz da yok. Beklentimiz şu anda bize verilmesi gereken… Bizim tek talebimiz 2002 yılı öncesi alım gücüne bizi tekrar kavuşturmaları. Şu anda %100 zam da yapsalar 16.000 lira 32.000 lira eder ve hiçbir derde derman olmaz. Kök maaş çözümünü bulmadıkça, zamma çare bulmadıkça bu sürüncemede kalır, yani hiçbir şey olmaz. Bizim özellikle öğretmen emeklilerimiz için barınma sorunumuz var. Maaşlar yetersiz, kiralar çok yüksek. Şehir içindeki sosyal tesislerin, gelen misafir öğrenci ve öğretmen arkadaşlarımız için öğretmen evlerinin şehir içinde tekrar kurulması gerekiyor. Şu anda şehir dışında düşünülüyor ama bu çok zor olur, ulaşılması da zor olur. Özellikle bir konu da emeklilerin konut sorunu… Sayın Cumhurbaşkanı’mız 500 bin konut sözü verdi. Bu 500 bin konut içerisinde özellikle emeklilere, kiracı emeklilere öncelik verilmesi, onlara kontenjan ayrılması ve taksitlerin de evin tesliminden sonra başlatılması gerekiyor. Çünkü bir emekli hem ev kirası hem aidat ödediği zaman büyük sıkıntılar yaşar. Zaten normal şartlarda geçinemezken o zaman hiçbir derde derman olmaz. Kira ve aidatların da maaşa göre ayarlanması gerekir. Şimdi 50 bin lira maaş alanla 16 bin lira maaş alanın aynı taksitle ödemesi olmaz. Yetiştiremez. Bir de dışarıda öğrencisi varsa, emeklinin yurt dışında okuyan çocuklarına burs sağlanması gerekir.” şeklinde konuştu.
İNSANCA YAŞAYABİLECEĞİMİZ ÜCRET TALEP EDİYORUZ
Hükümetin emeklilere karşı olan tutumunun değişmesi gerektiğini vurgulayan Eğitim-İş Sendikası Malatya Şube Başkanı Hüseyin Kara, “Bugün Birleşik Emekliler Sendikası Malatya Şubesi’ni, Haydar Başkanımızı ziyaret ettik. Kendisiyle genel olarak emeklilerin, özelde de öğretmen emeklilerinin sorunlarıyla ilgili ne yapılabileceğini, birlikte neler yapabileceğimizi konuştuk. Gerçekten çok önemli bir görev ifa ediyor Haydar Başkan ve Birleşik Emekliler Sendikası. Emekliler bu toplumun en dezavantajlı gruplarından birisi. Yani 16.000 lira maaşla ayın sonunu getirmek şöyle dursun, en zaruri ihtiyaçları, sağlıklı beslenme ihtiyacını bile gideremeyecek bir ücret bu. Şöyle baktığınız zaman; Türkiye’de asgari ücret 22.000 lira, açlık sınırı 30.000 lira civarındayken alınan bu rakamlarla emekliler bir mucize yaratıyor. Ama biz şunu söylüyoruz: Bu ülkenin kaynakları, emeklilerimiz dâhil bütün kamu çalışanlarının, emekçilerin insanca yaşayabileceği maaşları alması için yeterlidir. Niye söylüyoruz bunu? Zaman zaman basında okuyoruz, duyuyoruz, görüyoruz: Siyasi iktidar milyarlarca liralık vergi borcunu, iş insanlarının vergi borcunu bir kalemde silebiliyor. Bunu yapabiliyorsa bize de insanca yaşayacağımız bir ücret verebilir. Talebimiz bu yönde. Mücadele ediyoruz. Başkanımızla mücadele ediyor. Biz de Eğitim-İş Malatya Şubesi olarak, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak bu yönde mücadele ediyoruz. İnanıyorum ki eninde sonunda emekçiler ve emekliler hak ettikleri yaşama kavuşacaklar bu ülkede. Mücadelemiz onun için. Ben başarılar diliyorum, kolaylıklar diliyorum. Birlikte mücadele etme tavrını sergiliyoruz. Başkanım, yeni yılla ilgili beklentileriniz nelerdir? Zamlar falan…Az önce Haydar Başkanım söyledi. Yani şimdi biz desek ki “Efendim, maaş zammı %100 olsun, %110 olsun” demiyoruz biz. Biz insanca yaşayacağımız ücret talep ediyoruz. Yani nedir o? Emeklimiz haftada bir gün eşiyle, çocuğuyla dışarıda yemek yiyebiliyor mu sosyalleşmek için? Kendisi için, eşi, çocuğu için ihtiyaç duyduğu bir kıyafeti herhangi bir kalemden kısmadan alabiliyor mu? Ya da bütün bu yorgunluğun, yılların verdiği yorgunluk neticesinde hiç olmazsa senede bir hafta-on gün gidip tatilini yapabiliyor mu? Yapamıyor. Yapabileceği bir ücret talep ediyoruz.” ifadelerine yer verdi.
BUNUN VEBALİ BÜYÜK
Emeklilerin yaşamlarında iyileşme olması gerektiğine dikkati çeken Kara, “Sağlıklı beslensin istiyoruz. Geçenlerde gördük ya, 75 yaşında bir yurttaşımız emekli, çalışırken vefat etti. Yani bizim fıtratımız, kaderimiz bu değil. Emeklimiz de gelişmiş ülkelerdeki emekliler gibi yıllarca çalıştıktan sonra hiç olmazsa huzur içerisinde, torunlarıyla, çocuklarıyla mutluluk içerisinde ömrünün geriye kalan kısmını geçirsin. Ücret talebi konusunda asla bir rakam veremiyoruz. Çünkü bu enflasyonist ortamda ne rakam söylesek, yüzde kaç desek boşa gidiyor. Bugün aldığım ürünü marketten yarın aynı fiyata alma şansım yok. Onun için “Bugün şu kadar zam istiyoruz” demenin yarın bir anlamı kalmayacak. Biz insanca yaşayacağımız bir maaş talep ediyoruz. Hanlar, hamamlar, katlar, saraylar, birden fazla maaşlar istemiyoruz. Çok basit, çok makul bir istek bizimki: İnsanca yaşayacağımız bir ücret. Bugün emeklilerimizin çoğu, hem çalışanlarımız hem çalışmayan emeklilerimiz, kombiyi ne kadar ısıtacağını düşünüyor. İnsan evinde montla, kabanla oturur mu? Evinde rahat oturmak ister insan. Zaten dışarıda yoğun bir çalışmanın sonunda eve geliyorsun, evinde rahat etmek istersin. Ama kombiyi kısıyoruz bu zamlardan sonra. Zaten evi olmayan, hâlâ konteynerlerde kalan yurttaşlarımız var.Evet, evler yapılıyor. TOKİ marifetiyle Malatya’da yoğun inşaat söz konusu. Ama bunların teslimi ne zaman? Altyapı yok, üst yapı yok. Bir taraftan kamu çalışanlarının bir kısmına AFAD durmadan yazı yazıyor: “Terk edin, boşaltın konteynerleri” diye. Öyle bir sorun var. Yani zaten depremden çıkmış bir şehir… Depreme rağmen, bu kadar sıkıntıya rağmen ilini, şehrini terk etmemiş, burada yaşamaya devam eden arkadaşlarımıza hiç olmazsa kamu görevlileri ve siyasi iktidarın uzantıları kimlerse onların daha fazla kolaylık göstermesi beklenirken, o psikolojinin üstüne bir de baskılarla mücadele ediyor yurttaşlarımız. Maalesef kamu çalışanlarımız, emeklilerimiz, emekçilerimiz… Yazık, günah ya! Yapmasınlar bunu. Bunun vebali büyük olur.” dedi.>>MEHMET TURAN ÇİĞDEM
EDİTÖR

















