Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu’nun katledilişinin 33. yılında Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde “Adalet ve Demokrasi Paneli” düzenledi. Panele CHP Grup Başkanvekili Av. Ali Mahir Başarır, gazeteci-yazar Mustafa Balbay ve CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba konuşmacı olarak katıldı. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte Uğur Mumcu’nun fikirleri güncel siyasi gelişmeler ışığında değerlendirildi; tarikatlar, yapılanmalar, uyuşturucu ticareti, yargı bağımsızlığı, yoksulluk ve demokrasi krizi sert bir dille eleştirildi.
“MUMCU, HAKLI ÇIKTI!”
Dini cemaatlere yüklenerek sözlerine başlayan Ali Mahir Başarır, “Şöyle bir düşünüyorum. Milletvekili olduğum günden bu yana Memleketim dışında en çok Malatya'ya gelmişim. İyi ki gelmişim. Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi çok kıymetli ağabeyim. Aslında kendisini bir aile gibi gördüğüm Sayın Veli Ağbaba. Tabii ki sizlersiniz. O sıcak, o yürekli insanlar. Bugün yine buradayız. Çok değer verdiğim milletvekilliği yapmış bu ülkenin aydınlanma sürecinde büyük katkılar vermiş ve vermeye devam eden Mustafa abi ile gelmek beni çok mutlu etti. Bakın yoksullaştırılmış bir Türkiye var. Bu ülkede devlet halkına iki temel hizmet verir. Bir Barınma. Bugüne kadar hiçbir topakta yaşamadık herhâlde. Hani diyor ya traktörü de ben getirdim, buzdolabını ben getirdim. İki beslenme. Bugün Malatya'da da Mersin'de de bir aylık emekli maaşıyla bir aylık ev kirasını verebiliyorsun. 20 kilo kıymayı ancak alıyorsun. Demek ki gelinen noktada Devlet ve iktidar milyonlarca işçisine, emeklisine ne barınma hakkını veriyor ne beslenme hakkını veriyor.”
“BİZİM SESİMİZ OLDULAR”
Mumcu suikastını aktaran Mustafa Balbay, “Her şeyden önce şunu vurgulamak isterim ki Malatya benim 40 yıllık sivil bir esaretimden sonra özgürlüğüm, bildiklerime kadar hissettiğim ilk şehir oldu. Arkadaşlarımız Ergenekon'dan tutuklu günlerimizden söz ettiler. Ben ağırlıklı olarak Uğur Mumcu ve ardından bugünün Türkiye'sine değineceğim. Ama şunu vurgulamadan geçemem. Ergenekon günlerinde biz kendimizi topluma 2. yıldan itibaren anlatabildik. Bu anlatmamızda da en büyük pay bunu her yerde vurguluyorum ama en anlamlı yerin burası olduğuna inanıyorum. Özgür Özel ve Veli Ağbaba'nın Silivri ziyaretleridir. 15 günde bir Bazen haftada bir Silivri'yi ziyaret edip bizim sesimiz oldular. Hak arayanın, özgürlük arayanın, adalet arayanın yanında oldular sevgili dostlar. Bu anlamda kendilerine bir kez daha teşekkür ediyorum. Tabii özgürlükte ilk geldiğim yerlerin başında gelen Malatya'da pek çok Her yaştan genç kardeşimize fotoğraflar çektirdik. Beraber olduk. Manisa Gençlik Kollarından da beraber olduklarımızdan olduklarımız vardı. Ama onlardan o gün fotoğraf çektiklerimizden ikisi iki Ekim günü karşımızda alçakça bir saldırıdan sonra katledilmişlerdi. 10 Ekim saldırısında yaşamı yitiren gençlerin Malatya Gençlik Kolları'nın üyeleri başta olmak üzere bütün yaşamını yitirenler önünde de saygıyla eğiniyorum sevgili kardeşlerim. Tabii Malatya'ya dün geldim. Bu sabahta biraz erken saatte hem şeker fabrikasının önünden ileri daha sonra tren garına doğru biraz koştum yürüdüm. Pek çok konteynerle karşılaştım. Orada güne başlamış insanlar vardı. Tabii onlarla birlikte ve bu salonda da görüyorum ki Malatya'nın evet sorunları büyük ama bu sorunları aşma iradesi daha büyük sevgili kardeşlerim. Açacağız. Sizin iradenizle, kararlarınızla hep birlikte açacağız. Türkiye'nin sorunlarının yanı sıra Malatya'nın da ayrıca yaşadıkları var?” dedi.
MUMCU SUİKASTINI ANLATTI
90’lı yılların faili meçhul olaylarına değinen Balbay, “O günün Türkiye'sinde aydınlar art arda gerek araçlarına konulan bombayla gerek Evlerine gönderilen bombalı kitaplar gerek kurşunla 31 Ocak 1990 Profesör Muammer Aksoy 7 Şubat 90 Çekirge Meç 4 Eylül 1990, Turan Dursun. 6 Ekim 1990, Bahçelievler Çukuru. Herkes soruyor, sıra kimde? Ve o sorunun sorulduğu günlerde Muammer Aksu'nun fotoğrafını, çerçeveli fotoğrafını en önde bir kişi taşıyor. Uğur Mumcu. Ağabeyim dediği, hocam dediği, gürsever insan dediği Muammer Aksu'nun o Atatürk'ü düşünce derneğini kurduktan 7 ay sonra öldürülmesiyle beraber onun sonuna kadar yanında yer aldığı manalar sunuyor. İşte Uğur Mumcu sevgili dostlar böyle bir şey böyle Ben o Uğur Mumcu'ya iki güvenlik görevlisi ilk soruyu şöyle sordular. Evinize düzenli girip çıkar mısınız? Hayır dedi. Ne zaman gideceğim, ne zaman çıkacağım belli olmuyor. "Tamam." dediler. Eve posta gelince kim alır? "Ben almam." dedi. "Tamam." dediler. Eve misafir gelince kapıyı ilk kim açar? "Ben açmam." dedim. "Tamam." dediler. "Arıcı kim kullanıyor?" diye sordular. "Uğur Mumcu ben kullanıyorum." dedi. Güvenlik uzmanları sustular. Ve tabii Uğur Muncu gerçekten önemini alıyordu. Bize de anlatır. Ben 30'lu yaşlarda genç Cumhuriyet'in Ankara'da haber yokmuş Haber Merkezi Müdürlüğü. Daha önce Ankara Haber Merkezi Müdürlüğünü yapıyordum. Çok büyüktü tabii Uğur Mumcu gözümüzün önünde. O gün ayrıca yaş olarak da büyüktü. 51 yaşında öldürüldü. Ben 40'lı yaşlardan itibaren o benim mesai büyüğüm oldu. Ben işte çelik diye kullanıyordum. Çıkınca ilk 150 metre ileriden bu tarafa doğru baktığım gibi her türlü önlem alıyordum. Ama ölümün gelmekte olduğunu biliyordum. Ve buna rağmen kitaplarının girişinde de sık kullandığım gibi, geri geldikçe de yazılarında kullandığı gibi şunun şiarı bilmişti sevgili dostlar. Korkak bin kez ölür, cesur bir kez ölür. Peki nerenin uğruna ölümü göz aldı Uğur Mumcu? Kuvva-i Milliye'yi savunanın o bir tek daha eksi. Bütün ruhuyla, yazılarıyla, kalemiyle Cumhuriyet'i, devrimlerini ve bağımsızlığı savunmuştu. Ve öyle savundu ki sevgili dostlar, adeta bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin hani Türkiye İttifakı diye önermesi gibi gibi düşünmeyenler bile ona güvendiler.” açıklamalarına yer verdi.
Programda ev sahibi konumunda bulunan Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, “Her toplantı sonrasında söylüyorum. Hep beraber Cumhuriyet Halk Partisi'nde görev alanlar herkes elini taşın altına koyup bir şeyler yapmak istiyor. Ama cesareti bu salonu dolduran sizlerden alıyor. Sizlere de büyük bir alkış istiyorum. İyi ki varsınız. Sizler var oldukça Cumhuriyet Halk Partisi var olacak. 2011 referandumunda hazır hatırlayın 2011 referandumunda demokrasi gibi sunulduğu, demokrasi gelecek darbelerle hesap olacak gibi görünüyor. Hükümete yüklenen Ağbaba, “Bir tane çocukla ilgili bir iddia var. İstanbul Belediyesi'ndeki bir kreşle ilgili iddia var. O kreş o çocuk üzerinden tüm kreşleri zan altında bırakmaya çalışıyorlar. Bunu yapanlar kim? Yurtlarda çocuklarımıza tecavüz edilirken ses çıkarmayan alçaklar. Bunlar kim? Uludağ'da fakir fukara çocuk yangından cayır cayır yanıp ölürken ses çıkarmayanlar. Bunlar kim? 6 yaşındaki çocuğun evlenmesine haksız tutar ahlaksızlar. İstanbul Belediyesi kreşle ilgili bir iddia varsa çocuğa eğer bir taciz vesaire varsa onu yapanların elleri kıyılmalıdır. Kafaları koparılmalıdır. Çocuk bizim çocuğumuz. Bir haksızlık varsa Onlar arkasında duracak değiliz. Ama araştırılmalı, kamera görüntüleri var, incelenmeli. Eğer bir ihmal, bir suç söz konuşuyorsa en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Bu bizim çalışanımız diye bakmamak lazım. Bizi AK Parti'den ayıran da olur. Bu benimki. Çocuğa tecavüz olsa ses çıkar mıyım diyecek kadar ahlaksız bir siyasi hareket değiliz. Evet, bir kere bir şey olmaz diyenler kreşleri kirletmeye çalışıyorlar. Değerli arkadaşlar, bakın bu bir siyasi süre Bey. Bu siyasi süreçte hepimizi birçok arkadaşımızın mallarıyla, eşleriyle, çocuklarıyla sınıyorlar. Bunu niye anlatıyorum? Uğur mu? Bakın bir zamanlar bazı aydınlarımız öldürülerek bedel ödedi. Mustafa Balbay gibi, Tuncay Özkan gibi, Fatih Hilmi gibi birçok aydınımız da cezaevinde bedel ödediler. Şimdi de tek suçları seçim kazanmak olan Ekrem İmamoğlu, Zeydan Karalar, Muhittin Böcek, 16 belediye başkanımız, bürokratlarımız özel kalem müdürlerimiz, şoförlerimiz, şoförlerimizin şoförleri, korumalarımız bedel ödenmeye çalışılıyor.” şeklinde konuştu.>>MEHMET TURAN ÇİĞDEM
EDİTÖR


















